Neden Severiz , neden aldatırız ?

561580ecf018fb6340d62f05

 

Biyolojik antropolog Helen Fisher, bir insana aşık olmanın ne demek olduğunu şu sözlerle özetliyor: “Sevdiğiniz insan bir anda dünyanın merkezine oturur. Onu sadece seksüel olarak değil, bir bütün olarak delicesine özlemeye, istemeye başlarsınız. Onunla ilgili sevmediğiniz tüm özelliklerin listesini yapsanız bile, hepsini anında bir kenara bırakıp sadece sevdiğiniz özelliklerini görmeye devam edersiniz. Bu bir obsesyondur.”

“Neden severiz, neden aldatırız” alt başlığında TED konuşması yapan Helen Fisher, aşık olduğumuzda biyolojik olarak neler yaşadığımızı anlattı. Konuşmasında, “Romantik aşklar sadece beyindeki dopamin hormonunun fazla salgılanmasıyla ilgilidir, başka bir anlamı yok” dedi.

AŞK BİR DUYGU DEĞİL, SÜREÇTİR

Konuşmacı Fisher, bilimadamlarından oluşan ekibiyle birlikte, aşık insanların beyin fonksiyonlarını inceledi. Ekip yaptığı sunumda, aşık insanların önce sıradan bir fotoğrafını gösterdi. Ardından sevgililerin birbirine bakarken çektirdikleri bir başka fotoğrafı projeksiyona yapsıttı. Fisher, insanların partnerleriyle beraberken beyin fonksiyonlarının daha aktif çalıştığı bilgisini verdi.

Sevgililer birbirlerine bakarken beynin dopamin (ödüllendirme) hormonu daha çok çalışıyor. Sigara içerken ya da orgazm olurken beynin uyarılan bölgesi, sevgiliye bakarken de aynı şekilde aydınlanıyor.

Fisher, “Bu şu anlama geliyor” diye açıklıyor durumu: “Romantik aşk bir duygu değil, bir süreçtir. Hatta bence seksten daha kuvvetli bir süreçtir.”

Birçok diğer araştırma da aynı şeyi söylüyor: Aşk, beyinde bir motivasyon ve ödül sistemi etkisi yaratıyor. Peki eğer aşk bir ödülse, neden aşık olduğumuz insanları aldatırız?

AYNI ANDA BİRÇOK KİŞİYİ SEVEBİLMEK MÜMKÜN

Fisher bu durumu şöyle açıklıyor: “Romantik aşk, beynin sadece ödül kısmını aktivite etmiyor. Üç kısmı birden aynı anda çalıştırıyor. Birincisi seks bölümü. Yani, karşı konulamaz sinirsel güdü. Bu güdü genlerimizi devam ettirmemiz için bizi partner arayışına sokuyor. İkincisi, romantik aşk bölümü. Bu bir insana odaklanıp enerjimizi ona yönlendirmemezi sağlıyor. Üçüncüsüyse, uzun süreli ilişki kurma güdüsü. Birlikte uzun zaman geçirebileceğimiz güvenilebilir bir insan arıyoruz. Böylece çocuk yapıp bir aile olabiliyoruz. Herneyse; bu beyin sistemleri, yani seks, romantik aşk ve uzun süreli ilişki bölümleri her zaman aynı anda ve aynı kişi için aydınlanmayabiliyor. Yani bir insana çok derin duygularla bağlanıp uzun süreli ilişki kurmak isterken, aynı anda bir başka insana romantik aşk duyup, bir üçüncüsünü de cinsel olarak çekici bulmak mümkün.” (H.G.)

MEMELİLERİN % 3’Ü TEK EŞLİ

Aslına bakarsanız ,insan da dahil memelilerin sadece %3’ü tek eşlidir. Bu bize ne anlatır bilmiyoruz ama memelilerin büyük çoğunluğunun hayatını tek bir eşle geçirmediği sonucu ortaya çıkmaktadır.Ancak durum çok daha farklı çok daha genetik özelliklidir.Erkek yaratılışı gereği insan olsun hayvan olsun sadece soyunu devam ettirmeye ve sürekli soyunu devam ettirebilmeye değer sağlıklı dişiler aramaya programlanmıştır.istesek de istemesek de bu bilimsel bir gerçekliktir.

Öncelikle,bu durumun ciddi manada genetik tetikleyici olduğunu bilmeliyiz.Ancak tabiki her istenilen herzaman yapılmalıdır ya da yapılacaktır diye de bir durum sözkonusu olamaz.İnsanları zorlayıcı bu ve bunun gibi durumları kendilerinde inhibe etmeye çalışmaları gerekmektedir.Tabi kaçı bunu nasıl başarır bilemeyiz.Örneğin aldatmayla alış veriş etmenin bağlantısını bulmuş bilim insanları.Alışverişi seven insanların kendilerine her daim yeni şeyler almayı arzulamalarının ,yeri geldiğinde yeni sevgili bulmaya da daha kolay gidebilecekleri sonucunu gördüklerini belirtmektedirler.Ayrıca vazopresin denilen ve halk arasında sarılma hormonu olarak bilinen hormonun azlığı da aldatmaya neden olabiliyormuş.

Daha önceki yazılarımızda da bahsettiğim üzere,günlük yaşantımızda kadın ve erkek rollerinin birbirine karışması neticesiyle ortaya çıkan pekçok saçmalıklardan bir tanesi de kadınların da erkeklerin rollerine bürünmeleriyle ne yazıkki bu aldatma konusunda da erkeklerle yarışır hale gelmeleridir.Ancak kadınların az bir çoğunluğu sırf cinsel değişkiklik ve hazlar nedeniyle aldatmaktayken,diğer büyük çoğunluk,duygusal fakirlik nedeniyle aldatma eylemini gerçekleştirmektedir.Ne yazıkki kimsenin kendisinden başkasını düşünmediği çağımızda bireylerin insanca yaşama ve insanca hareket etme öğretilerini hatırlamaları ve kendilerine telkinler vasıtasıyla sınırlar çizmeleri gerekmektedir.

Aslında bu bilgiler ışığında,genetik programlamalar ve kimyasal tutarsızlıkların insanların eşlerini aldatmada etken olduğunu söylememiz çok da yanlış olmayacaktır.Sağlıklı beslenmek ve sağlıklı yaşamanın bütün bu tutarsızlıkları gidereceği ve insanların iradelerinde daha güçlü davranacakları da biline bir gerçekliktir.Bağışıklık sistemimizi ne kadar güçlü kılarsak bu tip sorunlardan ve diğer aksaklıklardan kendimizi koruyabileceğimize inanmaktayım.

Sadakatli ve şüphesiz nice günler dilerim.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: