Birlikte olmak için mi yaratılmışsınız..?

4b000f4f93

İnsanlar insanlarla pek çok farklı şekilde bir arada bulunabilirler. Arkadaşlık, dostluk, kardeşlik, akrabalık olabileceği gibi araya daha başka şeylerin de girdiği sevgili, eş, partner olma gibi faktörler de insanları bir araya getirebilir. Bizim konumuz daha çok bir insanın başka bir insanla duygusal ve cinsel olarak birlikte olmasına yönelik ilişkilerin neden kaynaklandığı. Biliyoruz ki yalnızca karşı cinsler arasında değil hemcinsler arasında da böyle ilişkiler olabiliyor. Ancak, bu yazıda kadın-erkek ilişkileri üzerine düşünülmesi ve sorgulanması amaçlanmaktadır. Bu konu öyle 2-3 sayfalık bir yazıya sığacak bir konu değil tabi ki ama bir nebze üzerinde kafa yormanızı ve farklı bakış açıları sunmanızı sağlayabilir diye düşünüyorum.

Bir kadın veya bir erkek neden karşı cinsle birlikte olur? Bunun en klasik cevabı erkek ve kadının bir bütünün iki parçası oldukları ve bir araya geldiklerinde eksikliklerini tamamlayarak bir oldukları. Genel olarak erkekler fiziki olarak, kadınlar ise duygusal olarak daha güçlü. Her iki cinsin de güçlü ve zayıf oldukları pek çok yön mevcut. Erkekler rekabeti ve savaşmayı severken, kadınlar üretmeyi ve büyütmeyi seviyorlar. Bir erkek ve bir kadın bir araya geldiklerinde kadın erkekte güven duygusunu, erkek ise kadında sevgi duygusunu arıyor (tabi ki kadınlar da sevgiye, erkekler de güvene ihtiyaç duyuyorlar, hem de çok, ama burada söz konusu olan dereceler).

Maslow’un ihtiyaçlar teorisinin en altından başlarsak, avlanarak eve yiyecek getiren erkek figürü ile bu yiyeceği hazırlayarak yemek haline getiren kadın figürünü görebiliriz. Evin direği olan erkek dış saldırılara karşı güven sağlayan barınağı inşa ederken, kadın bu barınağı yaşanılacak bir yer durumuna getirir ve çocukların bakımını üstlenir. Aynı zamanda, her iki cins birbirlerinin duygusal ve cinsel ihtiyaçlarını gidermektedir. Güvenli evlerinde yaşamakta ve uyumaktadırlar. Kadın ve erkek artık aile olmuşlardır. Aralarında sevgi bağı vardır ve birbirlerine aittirler. Sonraki aşamalarda birbirlerine ve kendilerine saygı duymaları ve kendilerini gerçekleştirmelerinde birbirlerine yardımcı olmaları beklenir. Görüldüğü gibi tüm katlara çıkmak bir çift olarak tek kişiye kıyasla daha kolaydır. Kadın – erkek birlikteliği ihtiyaçlarımızın giderilmesinde anahtar rol oynuyor gibi görünüyor.

Geleceğe kalmak çok büyük bir içgüdü. İnsanlar geleceğe kalmak istiyorlar. Öleceğini bilen insan, geleceğe kendinden bir şeyler bırakmak istiyor. Bunu yapmanın en kolay yolu ise çoğalmak. Biz öldükten sonra çocuklarımızı arkamızda bırakıyoruz. Çocuklarımızın da çoğalmalarını istiyoruz ki onlardan sonra da neslimiz devam etsin. Bu olguyu annelerin çocuklarının mürüvvetini görme ve torun sevme arzularında net olarak görebiliriz. Çoğalmanın yolu ise karşı cinsle birlikte olmaktan geçiyor.

Kadınlar ve erkekler ihtiyaçlarını daha kolay olarak karşılamak ve geleceğe kalmak için birlikte oluyorlar. Pekala, hangi kadın hangi erkekle birlikte olacak? Bu süreç nasıl oluyor? Hayvanlar aleminde bu işin belli kuralları var. Sürü halinde yaşayan hayvanlarda en güçlü erkek sürüdeki bütün dişilerle birlikte oluyor ve çoğalıyor. Ta ki daha güçlü bir erkek onu alt edene kadar. Hayvanlarda güç çok önemli. En iyi genlerin geleceğe aktarılması söz konusu. İnsanlarda bu iş nasıl? Kim kimi seçiyor? Kadın mı erkeği, erkek mi kadını? Kadınların da güçlü erkekleri seçtiğini biliyoruz. Bu ilk zamanlarda fiziki güç iken şu an maddi güç haline gelmiş durumda. İlkel zamanlarda kadını ve çocukları korumak ve iyi koşullarda yaşatmak için fiziki güç gerekliyken, şu an maddi güç çok daha önemli. Kadınların kendilerinden daha yaşlı erkeklerle birlikte olmaları ve evlilik programlarında ev, araba ve maaş sorulması bundan kaynaklanıyor. Hayvanların erkekleri hep daha süslü ve gösterişli iken insanlar da bu tam tersine dönmüş durumda. Belli ki ilk zamanlarda tam tersiydi. Erkekler güçlü, kuvvetli ve kaslı olduklarını göstermeye çalışıyorlardı. Kadınlarda ise soylarını mümkün olduğunca yayabilmek için doğurganlık arıyorlardı. Şimdi ise erkekler akıllı telefonlarını ve araba anahtarlarını göstermeye çalışıyorken, kadınlar fiziki yönlerini ortaya koymakta, speküle edilmiş güzellikleri ile erkekleri etkilemeye çalışmaktalar. Maddi olarak güçlü olmayan erkekler zekaları ile kadınları etkilemeye çalışmakta ve onlara şu an olmasa da gelecekte parlak günler vadetmektedirler. Önceki dönemlerde de maddi veya fiziki gücü olmayan erkekler bilim ve sanat gibi yollarla kadınları etkilemekteydi. Büyük bilim adamlarının ve sanatçıların çoğunlukla erkeklerden çıkması bundan dolayı olmalı. Bilimin ve sanatın gelişmesini de tamamen seçilme isteğine bağlayamayız tabi ki. Bir kısmı da geleceğe bilim ve sanatla bir şeyler bırakabilmek güdüsü ile alakalı..

Bu kısımlara kadınlardan büyük itirazlar gelebileceğinin farkındayım. Kadınlar eziliyordu, yalnızca anne veya cinsel obje olarak görülüyordu. Gelişmelerine, düşünmelerine izin verilmiyordu. Kadınların bugünkü yerlerine gelmeleri son 200 yılda oldu. Hala da çok büyük haksızlıklara uğruyorlar ve hak etmedikleri şeylerle karşılaşıyorlar. Bunların hepsine katılıyorum. Ama benim söylemek istediğim, kadınlar önceki dönemlerde hiçbir zaman seçilmek için erkekler kadar uğraşmak durumunda kalmadılar. Çöllere düşenler veya dağları delenler hep erkeklerdi.

Yıllar yıllar önce bir kitap okumuştum. Adını hatırlayamıyorum ama yazarının bir kadın olduğunu ve ana fikrini hatırlıyorum. “Kadınlar dünyaya evlenmek için gelirler” gibi bir ana fikri vardı. Bütün kadınlar evlenmek isterler ve mümkün olan en iyi adayla evlenmeye çalışırlar. Ne kadar okumuş olursa olsun, hangi kültürden gelirse gelsin, bütün kadınların amacı evlenmektir. Çok fazla okuyan veya çok fazla çalışıp yükselen kadınların amacı ise daha iyi bir eş bulabilmektir. Bunu bilinçli olarak yaptıklarını söylemiyordu kitap. Kadını ve çocukları koruyacak ve yaşatacak, genleri diğerlerine göre daha iyi erkeğe ulaşma güdüsü kadınları buna zorluyor olmalı.

Peki aşk? Aşk bir tür katalizör. Karşı cinslerin bir araya gelmelerini ve çoğalmalarını hızlandırmak gibi bir işlevi var. Kimyasal bir olay olduğu söyleniyor. Koku çok önemli. Feromon denilen bir takım maddeler salgılıyoruz. Karşı cinse feromonlarımızla, hormonlarımızla, vücut dilimizle bir takım mesajlar yolluyoruz. Bunlar tamamen bilinçaltı tarafından kontrol ediliyor. Bazı kişiler diğerlerine göre bize daha çekici geliyor. Anlayamadığımız bir şekilde çekiliyoruz. Aklımız kontrolden çıkıyor. Ve buna aşk diyoruz.

Aşkın karşılıklı olanı var (bunun tadından yenmiyor), karşılıksız olanı var. Aşkın belli bir süresi olduğu söyleniyor. Bir taraf hala aşık iken diğer taraf aynı şeyleri hissetmiyor. Karmaşık aşk ilişkileri var. Senin sevdiğin seni sevmiyor, seni seveni sen sevmiyorsun. Aşk insanı göklere de çıkarıyor, yerin dibine de sokuyor. Bazen uçuruyor, bazen süründürüyor, bazen umutla dolduruyor, bazen karamsarlıkla. Ama insana özgü bir şey, insan olduğumuzu hatırlatıyor. İlahi bir duygu. Bir süre sonra aşkın sevgiye evrildiği söyleniyor.

Aşkı, sevgiyi alırsak bir ilişkiden geriye ne kalır? Belki yine nefes alırız, yeriz, içeriz, sevişiriz, uyuruz, güven altında yaşarız, sağlıklı olabiliriz, iş sahibi, ev sahibi, araba sahibi olabiliriz. Peki mutlu olabilir miyiz? Ait olabilir miyiz hala birbirimize? Başka şeylere olan sevgimiz bize yeter mi? Özsaygı, özgüven, başarı nasıl etkilenir? Kendimizi gerçekleştirmek bir hayal olmaz mı?

İnsanlar neden ayrılıyorlar? Bazı insanlar zorla evlendiriliyorlar. Bu çağda hala böyle durumlar var. Maddi olarak gücü ellerine aldıklarında, mecbur olmadıklarını hissettiklerinde ve uygun ortam olduğunda bu tür ilişkiler bitiyor. Bazı insanlar bir gençlik hevesi ile evleniyorlar, evliliğin sorumluluklarını kaldıramayınca veya başkalarına heves edince ayrılıyorlar. Bunları bir şekilde anlayabiliyoruz. Bazı insanlar ise bir şekilde severek evleniyorlar. İlk yıllar bulutların üstünde geçiyor. Daha sonra çocuklar, işler, sorumluluklar vs derken birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Evliliğin amaçlarından birisi olan çocuk işi de aradan çıkarıldıysa bu süreç daha da hızlanıyor. Kadın erkekten beklediği güven duygusunu bulamazken, erkek kadından beklediği sevgiyi hissedemiyor. Herkes karşı tarafı ilgisizlikle itham ediyor. Bu çıkmazdan kurtulmak her zaman ve herkes için çok kolay olmuyor.

Çok uzun süren evlilikler / birliktelikler var. İnsanlar aynı kişi ile yıllarca birlikte oluyor. Aynı kişi ile yatağa giriyor, aynı kişi ile uyanıyor. Aynı kişinin donlarını yıkıyor veya aynı kişinin dırdırına katlanıyor. Peki neden? Neden insanlar bir kişinin kahrını bu kadar uzun süre çekiyorlar eğer aşk dediğimiz şey süreliyse? İnsan sıkılmaz mı sürekli aynı adamı / kadını görmekten? İnsan zevk mi alıyor ilk zamanlardaki filinta gibi adamın / sütun gibi kadının gittikçe yaşlandığını, yağlandığını ve çöktüğünü izlemekten? Nedir bizi bir arada tutan? Belki çocuklar, belki gelecek planları, belki çaresizlik, belki umarsızlık, belki alışkanlık. Sevgi belki.

Çocuklar büyüdüğünde kadın ve erkek “bir Köroğlu bir Ayvaz” kalıyorlar tabiri caizse. Bir kadınla veya bir erkekle birlikte olmak belki de en çok bu dönemde kıymetli oluyor. En güçsüz, en zayıf döneminde insan yanında birisini istiyor, bir yoldaş arıyor. Hastalıkta, sağlıkta, iyi günde, kötü günde sözleri en çok bu dönemde anlam kazanıyor. Erkekler kadınlar gibi her yere sığamıyorlar. Belki de bu yüzden daha erken gidiyorlar. Kadınlar, torunlarını da büyüterek mümkünse onların da mürüvvetini görüp gitmek istiyorlar bu dünyadan 🙂 Ne olursa olsun, insanlar eşlerini her zaman arıyorlar.

Sözün özü, bu hayat çift olarak daha güzel. Belli ki doğamızda bu var. Çift olmak kolay değil ve herkes olamıyor. Mühim olan şey eğer eşinizi bulduysanız çok fazla irdelemek yerine ona sahip çıkın ve elini hiç bırakmayın..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: