Herkes mi Aldatır..?

c098e976-273f-4363-b14c-cd8b0e5e70df.png

Aslında,öncelikle aldatma kavramının sınırlarını belirlememiz gerekiyor.Toplumdaki hızlı değişime karşılık olarak, eşler arasındaki ilişkilerin ve ilişkiyle bağlantılı çoğu kavramın anlamları da değişti. Aldatma, bundan önceki yıllarda da var olan bir problemdi. Fakat son zamanlarda bu anlamın da çeşitli sebeplerden dolayı değişmesi, bazı davranış şekillerini daha görünür hale getirdi.

Kadının yüzyıllar öncesinden beri gelen yetiştiriliş tarzı, hayata bakmasıyla ilgili kalıp yargılar, toplumun yarattığı mahalle baskısı içten içe bastırılmış bir öfkeye neden oldu. Bu kalıp yargılar, erkeklerin de kadın üzerinde ‘’olması gereken’’ kodlarını beraberinde getirdi. Bilinçaltına yüklenen bu öfke duygusu, kadının iş hayatına girmesiyle çeşitli davranış şekillerini destekler nitelikte ortaya çıkmaya başladı. Kadının güç kazanması, erkeğin hormonal kontrolünü azaltmasına sebebiyet verdi. Bunlar tamamıyla yüklenen şablonlar nedeniyle araf duygusunu da beraberinde getirdi.

Değişen toplum yaşayışı kişilerin ilişkilerini de sıradanlaştırma yoluna itti. Herkesin aşk ve sevgi anlayışı farklılık göstermeye başladı. İlişkilere verilen değerlerin azalış göstermesi, ilişkinin kişilerin egolarını tatmin etme alanı olarak görmesi, aldatmalardaki artışı destekler nitelikte oldu. İnsanlar çözüm kabiliyetini gün geçtikçe yitirmeye başladı. Bozulan bir şeyi tamir etme yoluna gitmeden sorunun çözümünü, konudan tamamen bağımsız bir şekilde yenisini almak ile bulduğunu zannetmeye başladı.

Aldatmanın tanımlanması ülkemizde oldukça zor hale geldi. En büyük kargaşaysa yapılan eylemin aldatma olup olmadığı konusuna net cevap verilememesi ve bu eylemin nedeninin çeşitli kalıplara sığdırılmaya çalışılıyor olması.

Aldatma bir bağlanma problemidir. Kendini toplum tarafından yüksek gören narsisit kişilerde ya da çevresi tarafından yersiz övgü ile ödüllendirilen kişilerde fazla olduğu gözlemlenmektedir. Farklı bir algı da, ilişkilerdeki sorunlarını çözüme kavuşturamayan fakat ilişkiden kopma noktasına da gelemeyen kişi, yalnız kalma kaygısı yaşayan bireylerde olduğu yönündedir. Algılamalardaki çeşitlilik, aslında aldatma tiplerini de ortaya koymaktadır.

Duygusal Aldatma; genellikle kadınlarda daha fazla gözlemlenmektir. Kişinin içerisinde bulunduğu durumda çatışma yaşaması, baskılı ilişkiler, istenmeyen duygusal bağlar ve heyecan arayışı kişiyi bu tip aldatma yoluna sürüklemektedir.

Sanal Aldatma; son yıllarda teknolojinin gelişimiyle artış göstermiştir. Sanal yaşam, ortam itibariyle reel olmasa da duygu olarak reeldir.

Cinsel Aldatmada; bir kişinin cinsel yaşamı yolunda olsa dahi cinsel yöneliminin olması yine de gözlemlenebiliyor. Sonuç odaklı yaşayan yapısı nedeniyle erkeklerde daha çok görülmektedir. Kadını elde etmek eril bakış açısıyla, prestij ve güç anlamına gelebiliyor.

Flört Aşaması; tam olarak tanımı konulamayan ilişki tiplerinde risk faktörü olmaktadır. Flört aşaması, kişiye heyecan duygusu verir. Bir yandan bir sonuca bağlanmaması o kişinin sabit ilişkisini rahatlatma psikolojisi yaratıyor. Karşılıklı haz ve beğeninin olduğu flört aşaması da aldatma kavramının içine girmektedir.

İnsanlar Neden Aldatıyor? Bunun Psikolojik Nedenleri Nelerdir?

Erkekler sonuç odaklı kadınlar ise ayrıntı odaklı hayatlarını sürdürmektedir. Ayrıntı odaklı düşünen kadın bir eylemde bulunurken duygularını da devreye sokar. İnsanları hayatta tutan etmenlerin en başında beğenilme, övgü görme, onaylanma ve güvenme duygusu gelir. Kişi, ilişkisinde kendini mutsuz ve değersiz hissettiğinde ne yazık ki başka birinden değer görebilme adına aldatma yoluna başvurabiliyor. Değer görebilmenin yanı sıra ilgi toplamaya çalışan bireylerde de, bu yönelim oldukça fazladır. Özellikle belli bir yaş üzeri erkeklerde kendini genç jenerasyon ile yarıştırma psikolojisi devreye girebiliyor.

Aldatan kişi karşı cins tarafından yakalanmadığı sürece bu davranışa devam eder. Bu süreçte de ‘’yakalanırsam ne olur?’’ içselleştirmesini ve kaygısını da yaşar. Aslında bu macera duygusu, bu süreci yaşama isteği de aldatma davranışını tetikler nitelikte olabiliyor. Bu süreçte kişi, eşinin ya da sevgilisinin hatalarını aramaya başlıyor. Bir durumun olumsuzluğuna odaklanıldığı taktirde illaki karşısına olumsuz davranışı çıkıyor ve kendini bu şekilde vicdanen rahatlatıyor. Eşinin mükemmel olması aldatan kişiyi daha da vicdani sorguya itebiliyor.

Aldatılma Psikolojisi ve Tedavisi

Aldatılan kişi ilişkiye dayalı pişmanlık, öfke, özgüven kaybı, değersizlik ve geleceğe karşı umutsuzluk duygularını yaşıyor. Kabullenmek bu süreci aşmaktaki ilk maddedir. Bazen kişiler bunun sonuçlarını ve sonrasında yaşayacağı depresyon sürecini düşünerek aldatıldığını kendine karşı reddetme yoluna giriyor. Yeri ve zamanında verilmeyen tepki, kişinin içinde bastırdığı duygular ile büyük travmalara neden olmaktadır. Bu birikimler akabinde fizyolojik problemleri de beraberinde getirir. Eşik noktası düşük olan bireylerde aldatılma üzüntüsü anne ve baba kaybıyla eş düzeyde yaşanabiliyor. Aldatılan kişinin rahatlatılması tabi ki önemlidir fakat durumu iyi analiz etmesi ve hayatını bu sürümcemede giden hislerle ilerletmemesi için bakış açısının bir uzman tarafından doğru yönlendirmelerle desteklenmesi gerekiyor.

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: