Neden Yanlış Kişiyle Evleniriz..?

728xauto

Alain de Botton New York Times gazetesinde “Neden Yanlış İnsanla Evleniriz?” adlı oldukça ilgi çeken bir makale kaleme alarak ilişkileri, yanlış anlaşılmalara sebep olan ve öfkenin altında yatan gerçekleri sorgulamamızı sağlayacak kişisel bir yolculuk başlattı. Biz de ünlü yazar Alain de Botton’ın bakış açınızı değiştirmenize yardımcı olacak fikirlerini sizler için derledik!

Öfke ile başlayalım…

Öfke hayatımızın her alanını sarmış durumda. Öfkenin ardında yatan esas sebep sizce nedir? Öfkeli insanların karamsar kişiler olduklarını mı düşünürsünüz? Peki ya durum tam tersi ise?

Alain de Botton’a göre, öfkeli bir insanın dış kabuğunu kaldırdığınızda içinde vahşi bir optimist yattığını görürsünüz. Çünkü umut ve beklenti, öfkeyi doğuran başlıca etkenleri oluşturur. Örneklemek gerekirse, her trafik sıkıştığında öfkeden deliye dönen bir kişinin öfkesinin altındaki sebep aslında üst düzey bir optimist olmasıdır; bu öfkeli kişinin arzu duyduğu tek şey trafiksiz bir hayatın beklentisidir.

İkili ilişkilerimizde de bizi öfkelendiren ve mutsuzluğa sürükleyen en büyük faktörlerden biri beklentidir.Beklenti arttıkça öfke, hoşnutsuzluk ve karamsarlık da artar.

Neden yanlış insanla evleniriz?

 

Alain de Botton’a göre, doğru insanı bulmak göreceli olduğu kadar çoğu insanın başına gelmesinin mümkün olmadığını düşündüğü bir durumdur. Belki doğru insanla birlikte olmayabiliriz ancak kendi kriterlerimize göre “olabilecek ihtimallerin en iyisini” seçmeye odaklanırız.

Psikolojik olarak tüm insanlar birbirine göre farklılık gösterir. Her insan, kendini nasıl tanımlarsa tanımlasın, anlaşılması zor ve karmaşıktır. Bunu çoğu zaman fark edemeyiz çünkü kendi eksik yanlarımızı görme konusunda objektif olarak zayıf özellikler taşırız. Ayrıca her türlü olumsuz duygudan, düşünceden ve içinden çıkamadığımız durumdan kaçma eğilimi gösteririz. Ne yazık ki kendimizi yeterince tanıyamadığımız durumda da karşımızdaki insanla doğru bir ilişki kurmamız tam anlamıyla mümkün olmaz.

Bunların yanı sıra kendimizi tüm çıplaklığıyla anlamaktan kaçındığımız gibi başka insanlara ve onların sevgisine ihtiyaç duyduğumuzu belli etmekten korku duyarız. Bu ve bunun gibi korkular pek çok yanlış anlaşılmayı beraberinde getirir.

Yargılarımızın altındaki temel sebep!

 

“Beni hala önemsiyor musun?” sorusunu sormaktan çekindiğimiz için “Neden 1 saat geç geldin? Neden beni aramadın?” gibi yargılayıcı sorulara yöneliriz. Bu nedenle aşkın beraberinde getirdiği ihtiyaç duyma ve sevgi görme isteklerinin gururla üstlerini kapatmaya çalışarak kendimizi hissettiğimizden farklı biri olarak göstermek için çabalarız.

Tam olarak bu nedenle, bizler nasıl seveceğimizi ve sevginin ne anlama geldiğini gerçek anlamda bilemiyoruz.

Sevginin temel taşı

 

Dünyaya geldiğimizde sevilmeye dair pek çok örnekle karşılaşıyoruz, bu işin eğlenceli kısmı oluyor. Konu sevmek kısmına gelince ise işler biraz değişiyor.

Sevginin temel taşı, karşımızdaki kişinin hareketlerini ve altında yatan sebepleri anlamak için istek ve çaba göstermektir.

Sevdiğimiz insanları davranış biçimlerini algılamaya çalışmadan muntazam bir kalıba sokma çabasına girersek ilişkilerimizin karalama kampanyalarıyla sona erdiğini tecrübe ederiz. Olgunluk, insanların kahraman ya da günahkar olmadığını bilmektir; her insanın iyi veya kötü özellikleri olduğunu kabul etmektir. Sevdiğiniz kişi, iyiliğin ve kötülüğün karışık timsali olarak hayatınızda yer almak durumundadır. Bu nedenle sevgi, zayıflığa ve negatif özelliklere karşı gösterilen bir toleranstır.

Sağlıklı ilişkinin anahtarı nedir?

 

İlişkilerimizde karşılıklı olarak agresif ve yargılayıcı değil öğretici görevler üstlenmemiz gerekir. Botton’a göre iki taraf da rahat ve birbirini doğru anlamaya açık olduğunda ilişkiler olumlu yönde ivme kazanır. Belki hiç kimse karşısındaki insanın davranış ve duygularını tamamen kabul edemez fakat herkes anlamak için çaba gösterebilir.

Hiçbirimiz mükemmel değiliz ve mükemmel olmak zorunda da değiliz. Mükemmeliyetçiliğin getirdiği tek şey yalnızlıktır. Hem mükemmel olup hem de insanlarla uyum içinde yaşayarak hayatımızı sürdürmemiz imkansızdır. Sevgi, insanlar arasındaki uçurumları aslında hem yaratan hem de yok eden bir güçtür.

Alain de Botton’a göre, yanlış insanla evleniyoruz; çünkü evlensek de evlenmesek de, X ya da Y kişisini de tercih etsek pişman olduğumuz noktalar olacak. Çünkü biz insanız!

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: