İlişkilerde Duygusal Manipülasyon

728xauto

Bir ilişkide kadın ya da erkeğin diğerini duygusal baskı altına alıp, hareket alanını kısıtlamasına duygusal manipülasyon deniyor. Duygusal manipülasyon hem kadın hem de erkeği etkisi altına alarak, duygusal açıdan kişinin ciddi ölçüde kısıtlanmış hissetmesine neden olabiliyor. İkili ilişkilerde güven kaybı, mutsuzluk gibi önemli sorunları beraberinde getiren duygusal manipülasyon, kişilerin hayatını olumsuz etkiliyor.

Duygusal manipülasyon, sıradan bir iletişim sorunu görünümüyle yanıltıyor

Duygusal manipülasyonun kasıtlı bir davranış ya da tutum olduğu düşünülmemelidir. Duygusal manipülasyon bir iletişim sorunu gibi görünür, ancak manipülatörün (duygusal manipülasyonu yapan kişinin) kişilik yapısının benmerkezci olması bu süreci ortaya çıkaran temel nedendir. Manipülatör çözüm istiyor gibi görünmesine rağmen, aslında partnerinin kendini kabullenmesini amaçlar.

Gerçekleri çarpıtma yoluna da başvuran manipülatör, ne olduğunu anlamaya çalışan partmerini itaat etmek zorunda bırakır. Kendini zayıf ve güçsüz hisseden partner, bir sonraki tartışmaya daha savunmasız ve kabul etmeye eğilimli girmek zorunda kalır. Aslında diyalog gibi görünen iletişim, bir tarafın baskın olduğu ve süreci belirlediği monolog bir hal almıştır. İlişkinin akışını manipülatör (kadın ya da erkek farketmez) belirler. Kişinin duygusal manipülasyona uğraması için, herhangi bir kabahat işlemesi ya da tartışılacak ciddi bir konu olması gerekmez. Tartışmanın konusu, gidişatı ve bitişi manipülatöre bağlıdır.

Önceleri sesini yükselterek kendini ifade eden manipülatör, sonradan partnerinin  direncinin kırılmasıyla normal konuşma tonunda bile başarılı olmaya başlar. Manipülatör, haksız da olsa tarzı nedeniyle haklı konuma geçer. Dışarıdan bakan bir kişi, eşit koşullar altında sorun çözmeye çalışan iki kişiyi görür. Gerçekte durum böyle değildir. Manipülatör, baskın ve sürecin sonunda haklı çıkan taraftır. Duygusal manipülasyon az ve seyrek olabileceği gibi, yoğun ve sık da olabilir. Sık görülen duygusal manipülasyonda, manipülatörün narsisistik bir sapkınlık içinde olduğu söylenebilir. Yani, kişinin manipülasyonu benmerkezci tutumunu besleyen önemli bir kaynak olmuştur. Manipülatör, karşısındakini tüketerek varlığını sürdürür. Bu bir yandan manipülatörün şikayet ettiği, diğer yandan sürekli tekrarladığı bir konudur.

İlişkilerde psikolojik şiddete uğrama biçimleri değişiklik gösterebilir. Diyalog gibi görünen ancak monolog olan tartışmalar; davranışı kısıtlama amaçlı kendine zarar verme tehditleri, ilgi ve sevgi kılıfı altında kontrol ve baskı bunlardan bazılarıdır. Ayrıca, manipülatör partnerini bir takım sıfatlarla (düşüncesiz, sorumsuz, ilgisiz, egoist gibi) etiketleyebilir, gerçekleri çarpıtıp pireyi deve yapabilir. Kasıtlı ve direkt cümleler kadar imalar da manipülasyon aracı olarak kullanılabilir.

Sürekli haksız çıkmak, duygusal manipülasyona işaret ediyor

Partnerle yapılan tartışmalarda (emin olunan konularda bile) sürekli haksız çıkmak ve kişinin kendini sinmiş olarak hissetmesi duygusal manipülasyona maruz kalındığına işarettir. Manipüle edilen taraf bastırılır, kendini yetersiz ve çözümsüz bir sürecin içinde hisseder ve sorun çıkmaması için çabalar. Yetersiz, sinmiş ve bağımlı bir hale gelen partner, kendini suçlu ve değersiz hissederek önceleri kendini ifade etmeye çalışır. Ancak, ilerleyen süreçte emeklerinin karşılıksız olduğunu görür. Bir noktadan sonra (sorunu önceden sezmek ve derinleşmeden çözmek amacıyla) partnerinin zihnini okumaya çalışır. Yıpranan taraf sorun çıkmasın diye daha az konuşmaya, daha az paylaşmaya, onaylamaya başlar ve kendini aslından başka birine dönüşmüş olarak bulur. Manipülatörün duygusal kontrol ve baskısına maruz kalan partmer, sorun çıkmaması adına manipülatörün belirlediği süreci yaşamaya başlar.

Duygusal manipülasyon çözümsüz değil

Duygusal manipülasyon fark edildiğinde, iletişimin bozuk olduğunu anlamak ve yol gösterecek bir profesyonele başvurmak ilk adım olmalıdır. Bunun dışında, manipülatörle tartışmaya girmemek yararlı olur. Çünkü, artık kişi duygusal manipülasyon yapan partnerini haksız da olsa onaylıyor pozisyonda olabilir ve bunun farkında da olmayabilir. Kişi bu davranışı tekrarladıkça kendine olan saygısı azalabilir, çözümsüzlük düşüncesi ve umutsuzluk pekişebilir. partnerinin duygusal manipülasyon yapmasının tümüyle kasıtlı olmadığını, psikolojik gelişimi ve kişilik yapısıyla da ilişkili olduğunu düşünmek (yani, tedavi edilebilecek bir süreçle karşı karşıya olduğunu düşünmek) de kişiyi rahatlatacaktır.

İletişimin düzelmesi amacıyla hem çift terapisi hem de manipülatörün bireysel psikoterapisi gereklidir. İletişim bozukluğu ne kadar büyür ve derinleşirse, süreç o kadar karmaşık hale gelir. Birbirine bağıran, birbirini üzen ve kıran insanlar olmak yerine; empati ve öz eleştiri yapabilen insanlar olma yolunda adım atılmalıdır. İletişim bozukluğu her iki kişinin de katılacağı seanslarla çözülebilir. Kişilerin bu seanslara giderken“Partnerim değişirse, problem düzelir.” yerine, “Üzerime düşeni yapacağım.” düşüncesinde olması, tedavi sürecinin başarısında önemli bir unsurdur. Kişinin sorunlardaki tutumunu anlaması, çözümlemesi ve baş etme yöntemlerini yapılandırması açısından bireysel psikoterapi de önemsenmelidir.

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: